Yapraklı İlçesi Resimleri ve Tarihi

RESİMLERİ GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN

YAPRAKLI İLÇESİ RESİMLERİ VE TARİHİ

Çankırı ile beraber Yapraklı' nın da Hititlerden bu yana bir yerleşim yeri olarak kullanıldığı ve sırası ile Frigyalılıar, Persler, Make Yapraklı' nın tarihi, Çankırı tarihine paralel bir gelişme göstermiştir. Bu doğrultuda Çankırı ile beraber Yapraklı' nın da Hititlerden bu yana bir yerleşim yeri olarak kullanıldığı ve sırası ile Frigyalılıar, Persler, Makedonyalılar, Küçük Paphlagonyalılar ve Romalılar' ın egemenliğine girdiği bilinmektedir.

İkizören beldesinde bulunan kubbemsi yapıdaki kaya mezarları Anadolu' daki Sümerler'in ve Frigyalılar'ın mezar yapılarına uygunluk göstermektedir. Ayrıca Topuzsaray ve çevre köylerde bulunan süs eşyaları ve heykellerin Frigyalılar' a ait olduğu tespit edilmiştir. M.Ö. 323 yıllarında Yapraklı' nın da içerisinde bulunduğu doğusu Kızılırmak, Batısı Filyos ve Bolu Çayları, Kuzeyi Karadeniz, Güneyi Işık, Elden ve Bozkır dağları ile çevrili bölgede Paphlagonya hükümeti kurulmuştur. Daha sonraları Roma İmparatorluğu yönetimine geçen bölge M.S. 395 ' te imparatorluğun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma İmparatorluğu yönetiminde kalmıştır.

 1071 Malazgirt Savaşından sonra Melik Danişment Ahmet Gazi' nin emiri olan Karatekin' e Çankırı ve Kastamonu yöresinin fethi görevi verilmiştir. Bunun üzerine Emir Karatekin ilk defa Aydos dağlarında ordugahını kurup fetih hazırlıklarına başladığında Bizans kuvvetlerinin gelmesiyle kuzeye doğru çekilmiş ve Yapraklı civarında karargah kurmuştur. Böylece Çankırı' dan da önce Eldivan ve Yapraklı çevresinin feth edildiği anlaşılmaktadır.

Emir Karatekin ' in ölüm yılı olan 1106 yılana kadar Karatekin' in yönetiminde kalan bölge birkaç defa Bizanslılar'ın saldırılarına maruz kalmıştır. Son olarak 1132 yılında Bizanslılar'ın eline geçen bölge 1137 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı II. Mesut tarafından yeniden feth- edilmiştir. 1402 yılında Yıldırım Beyazıt' ın Timur' a yenilmesiyle bu bölge Candaroğullarının topraklarına katılmıştır. Candaroğullarının Beyi İsfendiyar Bey'in Tosya, Yapraklı, Keskin ve Kalecik' i içine alan bölgeyi oğlu Kasım Bey' e vermesiyle Kasım Bey bu bölgede küçük bir beylik kurdu. Daha sonra Kasım Bey' in Çelebi Mehmed' in himayesine girmesiyle merkezi Çankırı olan bu beylik 1417 yılından itibaren Osman himayesinde yönetilmeye başladı.

Kasım Beyi' in 1464 ' de ölümü ile Çankırı, Osmanlı yönetim düzeninde Anadolu Eyaletine bağlı bir sancak merkezi oldu. Cumhuriyet dönemine kadar Osman Yönetiminde devam eden Yapraklı başlangıç tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber kaynaklardan edinilen bilgiye göre Osmanlı' nın sonuna kadar kaza merkezi olarak yönetildi. Bu konuda Sultan II. Beyazıd' ın annesi Gülbahar Hatun 'un 1482 tarihinde Büyük Yayla ve civarını Yapraklı halkının istifadesine yönelik vakfetmesinden sonra Hicri 1290' lı yıllarda dönemin mutasarrıfı tarafından söz konusu yerin vakfiye amacı dışında değerlendirilmek istenmesi üzerine dönemin padişahının fermanı ile bu müdahalesi bertaraf edilmiş ve bu yerin Gülbahar Hatun' un vakfıyesine uygun olarak Yapraklı halkının istifadesine bırakılmasına devam edilmesi buyrulmuştur. Bu padişah fermanında Tuht Kazası ifadesi kullanıldığından Miladi 1870' li yıllarda Yapraklı' nın kaza merkezi olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca araştırması Ali GÖKMEN'in Yüksek Lisans tezinden alınan bilgiye göre Tuht Kaymakamlığı' nın Kaza işleri Kangırı Mahkemesinde görülmekte idi.

Hicri 1221 ( 1806 ) tarihinde Tuht kaimmakamı Hamizade Es-Seyyid Abdullah Efendi' nin vefatı ile yerine Koyuncuzade Es-Sayyid Abdullah Efendi atanmıştır. Bu zad daha sonra Kangırı Kaymakamlığını da uhdesine almıştır. Bu bölgede Sadat-ı Kiramın memnuniyetini sağlayarak görevinde kalması hususunda sicil tutulmuştur. Yine aynı kaynağa göre Çankırı sancağı miladi 1803-1808 tarihleri arasında 17 kazaya sahipti. Bu kazalar Kangırı, Tosya, Tuht, Çerkeş, Kargı, Buvara, Karıpazarı, Milan, Koçhisar, Kalecik, Şabanözü, Kurupınarı, Eğin, Boğaz, Kurşunlu ve Karacaviran idi. Osmanlıların son dönemlerine kadar Yapraklı kazasında çok sayıda medrese vardı Bu medreseler sebebiyle Yapraklı, bölgesinin eğitim-öğretim merkezi konumundaydı. Bu dönemde çok sayıda din ve bilim adamı yetişmiştir. Bu gerçek hala halk arasında kullanılan ' Çok okuyup da Tuht mollası mı olacaksın ' deyişiyle ifade bulunmaktadır.

Cumhuriyetin ilanından sonra medreselerin kapatılmasıyla Yapraklı' nın bu özelliği de yavaş yavaş kaybolmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarında Sübyan Mektepleri açılmış, ilçe merkezinde 1928 yılında iki katlı ilkokul binası ve 1934 yılında köy çocuklarının da okuması için pansiyonlu okul açılmıştır. Cumhuriyetten sonra Çankırı' nın müstakil bir vilayet olmasıyla Yapraklı Çankırı' ya bağlı bir nahiye haline gelmiştir. Belediye Teşkilatı 1930 tarih ve 1850 sayılı Belediyeler Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle lağvedilmiştir. Daha sonra 1955 yılında Belediye Teşkilatı yeniden kurulmuştur ve nihayet 3 yıl sonra Yapraklı yeniden İlçe merkezi olmuştur. YAPRAKLI PANAYIRI Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber çok eski bir geçmişe sahip olan Yapraklı Panayırı 19. Yüzyıl sonlarına kadar yaşamış ve bölgenin ticari hayatına büyük katkı yapmıştır. Yapraklı' nın eski ipek yolu üzerinde bulunmasından dolayı yoğun bir talep gören panayır 1780 metre yükseklikte Yapraklı Yaylasında kurulurdu. Yapraklı İlçe merkezine 8 km uzaklıkta etrafı ormanla çevrili bu bölgede muhtelif su kaynakları yanında kırk filkeli panayır çeşmesi vardı. Bu çeşme Belediye tarafından onarılarak 33 çeşme haline getirilmiş bulunmaktadır.

Eski kaynakların ifadesine göre her yıl Eylül ayında ve ayın bedir halinde (Dolunay) bulunduğu zamanda kurulan panayır 'Namazgah ' denilen mevkide topluca kılınan Cuma namazından sonra dualarla açılır ve Salı gününe kadar devam ederdi. Halen kalıntıları mevcut olan dükkanların sayısının 999 olduğu rivayet edilmektedir. Bu dükkanlar Hint' ten , Fas' tan, Mısır' dan, Suriye' den ve Anadolu' nun her tarafından gelen tacirlerin oluşturduğu baharat, kuyumcu, saraç ve diğer çarşılarda bulunurdu. Panayıra bir ay kala Çankırı civarındaki köylerin gençleri bir araya toplanarak kendi aralarında kafileler oluşturarak eğlence çıkarırlar ve yol güvenliğini sağlamak için yardımlaşmada bulunurlardı. Bu arada çocuklarda mahalle aralarında ateşler yakarak etrafında dizilir ve hep bir ağızdan , Boğaz düşkünü Yapraklı düşkünü Yapraklı' ya varamamış Anasına sakız alamamış. diye bağırırlardı. Panayırın başlamasına iki gün kala panayır yerinde çam dallarından bir daire-i hükümet kurulur, kadılar mahkemeyi kurarlar, eyalet valileri ve mutasarrıflar için çadırlar kurulur ve panayır günü valiler, mutasarrıflar ve kaymakamlar burada hazır olurlardı. Panayırın ve kervan yolunun güvenliğini sağlamakla Şabanözü' nün 11 köyünden gelen kimselerle Maraş tarafından getirilen ' Tabanlı Aşireti ' görevli idi. Bunların bu hizmetine karşı 'Milli Tekaliften ' (Vergiden) muaf olduklarına dair fermanın mevcudiyetini saltanatın panayıra yakın ilgisini göstermektedir. Başlangıç zamanlarında karşılıklı mal takası şeklinde yapılan ticaretin zamanla mal-para mübadelesine dönüştüğü ve hemen her çeşit eşya ticaretinin yapıldığı bilinen panayırda satılmak istenen mallar ' Manifaturacılar arastası, Bağdat çarşısı , Acem çarşısı, Atpanayırı ' gibi çarşılarda sergilenirdi. Ecnebi malların satılmadığı bu panayırda genelde Suriye ve Hint kumaşları, mercanları, incileri, at takımları, tabaka, ağızlık gibi gümüş takımlar, tokat alacası, yemenisi ve bakırı, Gümüşhacıköy' ün gümüşü Gürün' ün şal dokuması, Kastamonu bezi , Uzunova ve Çukurova ' nın katır ve hayvanatı rağbet görürdü.

Kaygusuz Aptalın panayır ile ilgili şu dörtlüğü günümüze kadar ulaşmıştır.

Gider Yapraklı' ya alırım tosun Boyunduruk bilmez acemi olsun Müşteri gelince semizce olsun Bağzı bilmezlere torlak diye satarım

Yapraklı panayırının diğer bir özelliği de burada sadece ticari alışveriş yapılmasıdır.Bunun dışında sanatsal ve kültürel birçok etkinlikler de sergilenirdi. Akşam karanlığı basınca davullar zurnalar çalar ve saz şairleri, hokkabazlar ve cambazlar kendi beceri ve kabiliyetlerini sergilerlerdi. Bu panayıra İslam memleketlerinde Anadolu ve Rumeli' den tacirlerle beraber şairlerde gelirlerdi. Bu şairler arasında yarışmalar yapılar, karşılıklı atışırlar ve üstün gelenler mükafatlandırılırdı. Aşıklar sıraya dizilir, saz ile peşref yaptıktan sonra koşma, zincirli koşma gibi şiir ve destan okurlardı. Daha sonra mecliste bulunan zenginleri irticalen methederler, bunlardan bahşiş alırlardı. Erzurumlu Emrah, Gerede'li Dertli Konyalı Şemi, Tokat'lı Nuri, Beşiktaşlı Kedai, Bayburt'lu İrşadi gibi şairlerle birlikte Yapraklı Ruyeti, Merdi, Efkari, Fikri ve Yesevi gibi aşıklar Yapraklı panayırında çalıp söylemişlerdir. Çevre halkının bir yıllık ürünlerini değerlendirdiği ve evlerinin yıllık ihtiyaçlarının temin edildiği panayırda özellikle evleneceklerin düğün alışverişleri yapılırdı. Panayırda zengin, fakir herkes ailesine bir hediye alırdı. Ayrıca köylü kentli, yerli yabancı herkes panayır helvası satın alırdı.

Yüzyıllarca bu kadar büyük bir canlılıkla yaşanmış olan panayır, 19. Yüzyıl sonlarına doğru çeşitli sebeplerle ve özellikle de zamanın mutasarrıfı Gözlüklü Hamdi Bey'in panayır çarşılarını şahsına temlik niyeti ve buralarla ilgili yeni düzenlemeler, gelen tacirleri zor durumda bıraktığından tacirlerde panayırdan soğumuşlar ve gelmemeye başlamışlardır. Ayrıca Ankara-İstanbul yolunun açılması üzerine Çankırı tacirlerinin İstanbul'la ticari ilişkiye girmeleri de panayırın dağılmasına sebep olmuştur.

Etiketler: Yapraklı,yapraklı resimleri, yapraklı resim, resim, yapraklı fotoğraf, yapraklı albüm, fotoğrafları, fotoğraf, yapraklı tarihi, yapraklı tarihçesi, çankırı yapraklı,çankırı ili yapraklı ilçesi,

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !