« Önceki Sayfa
|

13/11/2008

Çankırı Tanıtım Sunusu

 

Tüm okullar, sivil toplum kuruluşları ve  gurbette yaşayan Çankırılıların düzenleyecekleri etkinliklerde kullanabilecekleri bu Power Point sunusu, Çankırı ili ve ilçelerinde bulunan tarihi ve turistik yerlerin fotoğraflarından oluşuyor. Slaytta yer alan fotoğraflar Türkiye’de “gezi fotoğrafçılığı” denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olan Fotoğraf Sanatçısı Faruk Akbaş’ın, Ethem Yenigürbüz’ün, Ercan Şeker’in objektifinden;  Çankırı Valiliği basın bürosu ve Çankırı İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivinde yer alan fotoğraflardan oluşuyor. Ayrıca sunumda yararlanmak üzere Fotoğraflarda yer alan turistik bölgelerinin hazırladığımız kısa tarihçesini de bilgisayarınıza yüklemeyi unutmayın..

Yüklemek istediğiniz sununun fotoğraf kalitesinin yüksek olması amaçlandığından bilgisayarınıza inmesi biraz zaman alacaktır. İnternet hızınıza göre yaklaşık 10 dakikada bilgisayarınıza yüklenecektir. Hazırladığımız Çankırı Tanıtım sunusunda mutlaka eksikler olacaktır. Bu sebeple eklenen yeni fotoğraflar ve düzenlemeler için sunum güncellemeleri yapılacaktır. Son güncelleme tarihine dikkat etmeniz ve yenilikleri sitemizden takip etmeniz önerilir. Öneri ve istekleriniz için iletişim bölümünden bizlere ulaşabilirsiniz.  Emeğe saygı gereği sunumun sonunda yer alan Çankırı Turizm derneği web site adresinin ve fotoğrafları çeken kişilerin isimlerinin yer aldığı bölümlerin silinmemesi önemle rica olunur.

Bu sununun Çankırı’nın her köşesinden çekilen çarpıcı fotoğraflarla ilin tanıtımını yapmak isteyenlere bir başvuru kaynağı olması dileğiyle.

İndirilecek dosyayı görebilmeniz için bilgisayarınızda PowerPoint yüklü olmalıdır. Aksi taktirde dosyayı açamazsınız. İndirmek için aşağıdaki resme tıklatın.
 

Etiketler: çankırı, çankırı tanıtım, animasyon, slayt, çankırı tanıtım sunusu,

13/11/2008

Çankırı İli Resimleri

Çankırı İli'ne ait Fotoğraflar
Resimlerin tamamını görüntüleyebilmek için resme TIKLATINIZ.

Cami ve Türbeler

Çankırı'da buluna türbeler Emir Karatekin Bey Türbesi ve Hacı Murad -ı Veli Türbesidir.

Taş Mescit: ( Cemaleddin Ferruh Darülhadisi ) Çankırı'da Selçuklu Dönemi'nden kalma en önemli yapıdır. İki ayrı yapıdan oluşan eserin şifahane kısmı, Anadolu Selçuklu Hükümdarı Keyhüsrevoğlu I. Alaadin Keykubat zamanında Çankırı Atabeyi Cemaleddin Ferruh tarafından Miladi 1235 yılında yaptırılmıştır. Şifahaneye 1242 yılında bir de darulhadis kısmı ilave edilmiştir.

Yapının plastik sanatlar bakımından önemi ise, üzerinde yer alan iki adet figürlü parçadan meydana gelmektedir. Bunlardan biri sürekli yayınlara konu olmuş ve üzerinde durulmuştur. 100x25 cm ebatlarındaki bu kabartmanın özelliği, gövdeleri birbirine dolanan iki ejder (yılan) motifidir. Ejderlerin başları birbirine karşılıklı gelecek şekilde biçimlendirilmiştir. Günümüzde "Tıp Sembolü" olarak kullanılan kabartmanın orjinali kaybolmuş olup aslına uygun olarak yaptırılan yenisi yerine konulmuştur.

Halk arasında su içen yılan olarak da isimlendirilen ikinci parça diğerinin aksine alçak kabartma şeklinde olmayıp başlı başına bir heykel görünümündedir. Darulhadis'te kullanılan gözenekli taştan yapılmış olan parça kupa şeklinde olup gövdesine bir yılan sarılmakta ve üst kısmında uzantı yaparak sonuçlanmaktadır. Bu motif ise günümüzde "Eczacılık Sembolü" olarak kullanılmakta ve halen Çankırı Müzesi'nde sergilenmektedir.

Büyük Camii: (Ulu-Sultan Süleyman Camisi) Mimar Sinan Dönemi eserlerinden olan cami, Büyük Osmanlı Hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle Sadık Kalfa tarafından inşa edilmiştir.

Medreseler

Osmanlı Döneminde, ülkenin her tarafında olduğu gibi Çankırı'da da okumaya ve ilme büyük önem verilmiş ve birçok medrese kurulmuştur. Bugün Büyük Camii'nin doğusunda bulunan Çivitçioğlu Medresesi ile Buğday Pazarı Camii bahçesindeki Buğday Pazarı Medresesi XVII. yüzyıldan günümüze kadar ulaşan eserlerdendir.

Etiketler: Çankırı,çankırı resimleri,çankırı fotoğrafları,çankırı ili resim,çankırı gezilecek yerler,çankırı turistik yerler,çankırı turizm,çankırı fotoğrafları,

8/10/2008

Çankırı'da Yemek Kültürü ve Sofra Adabı

 

GEÇMİŞTEN BUGÜNE ÇANKIRI’DA SOFRA ADABI ve YEMEK KÜLTÜRÜ


Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyetinin temeli, kültürdür” sözü rehber edinilen temel bir ilkedir. Bir milletin hayatında o milletin milli varlığının, özünden bir şey kaybetmeksizin korunmasında ve geliştirilmesinde bütün unsurlarıyla kültürün ihmale gelmez, vazgeçilmez çok önemli bir yeri ve değeri vardır.

Kültür, bir yaşam biçimidir. Bir toplumdaki yiyecekler, içecekler ile bunların hazırlanması, sunulması, tüketilmesi ve damak zevki o toplumun yemek kültürünü oluşturur. Yemek kültürü için de sadece yemek çeşitleri ve yapılışı değil aynı zamanda hazırlanma sebepleri ve sofra adabı da yer alır. Kültürel özellikler toplumdan topluma hatta aynı toplum içinde yöreden yöreye değişiklik gösterir. Kültür özellikleri seyahatler, iletişim teknikleri ile bilgiye kolay ulaşım ve değişik şekillerde birbirinden etkilenir ve değişim gösterir. Bu değişim yörenin yemek kültürünü de etkiler ve zenginleştirir.

Çankırı ili bu şekilde geçmişten günümüze gelen kültürel birikimi ve Anadolu’nun değişik yörelerinden gelenlerin getirdikleriyle kaynaşarak kendine özgü zengin bir yemek kültürüne sahiptir.

Çankırı kültüründe yemekler hazırlanış ve sunuş özellikleri açısından Çankırı’nın ilçelerinde ve hatta köylerinde bazı farklılıklar gösterse de temelde aynı özellikleri taşımaktadır.


A. ÇANKIRI YEMEK KÜLTÜRÜ

Bir toplumun estetik zevkinin ve yaşam kültürünün gelişmişliğinin en somut göstergelerinden birisi damak zevkidir. Çankırı ve çevresi, birbirinden ilginç ve nefis yemek çeşitleriyle köklü Türk damak zevkinin dikkate değer bir yönünü temsil etmektedir.

Yemek kültürü yörenin toplumsal değerlerini ortaya çıkarma açısından önemli bir faktördür. Çankırı ve yöresinde yemek sadece beslenme ihtiyacını giderme aracı değil aynı zamanda toplumdaki sevgiyi, saygıyı, dayanışmayı, birlik ve beraberlik ile kaynaşmayı sağlayan bir araçtır. Bazı yemekler öze günler için, bazıları bir mesajı iletmek bazıları da yardımlaşma amacıyla yapılır. Düğün yemekleri, cenaze evine bu kelimeyi kullanmak yasakürülen yemekler, iftar yemekleri buna örnektir.


Özel Günler İçin Yapılan Yemekler

Düğün, bayram, ramazan iftarı ve davet günleri Çankırılılar için yemek hazırlanışında itina gösterilmesi gereken özel günlerdir. Bu günlerde günün özelliğine göre değişik yemekler hazırlanmaktadır.

a. Düğün Yemekleri : Evlilik ve sünnet gibi törenlerde yörelere göre farklı yemekler yapılır. Mesela Merkez ilçe Eldivan ve Şabanözü’nde genellikle Toyga aşı, etli pilav, ayran ve baklava ikram edilirken, Ilgaz, Çerkeş, Kurşunlu ve Atkaracalar ilçelerinde kazanda keşkek, güveç ve helva ikram edilir.

Günümüzde ise düğünlerde genellikle daha ekonomik ve ikramı kolay olduğundan Çankırı kıymalısı[1], ayran ve tatlı ikram edilir. Düğün yemeklerinin hazırlanışı genelde düğün evinde yardımlaşarak yapılır. Bu yardımlaşma ile kişiler arasındaki sevgi, saygı, dayanışma ve kaynaşma sağlanır.


b. Ramazan İftar Yemekleri : Çankırı ve yöresinde Ramazan ayı boyunca iftar yemekleri ayrı bir önem taşır. Eş, dost ve fakirler yemeğe davet edilir. Sofrada mutlaka bir misafirin bulunmasına özen gösterir. Misafir olsun olmasın yemekler eksiksiz, özenle pişirilir ve sofralar aynı itina ile hazırlanır.

İftar sofrasında iftariyelik denen hurma, zeytin, peynir çeşitleri, reçeller ve bal bulunur. Pastırmalı yumurta başta olmak üzere iftariyelikler öncelikle yenir. Daha sonra sıra takım yemeğine gelir.

Takım yemeğinde genellikle tarhana çorbası, bütün et veya Çankırı güveci, etli yaprak sarması, pilav, tatlı ve kuru bamya yemeği yenir. Sofrada içecek olarak kızılcık şerbeti, hoşaf, komposto ikram edilir. Burada en önemli adet bamyanın tatlıdan sonra yenmesidir.

Ramazanda sahur yemekleri de ayrı bir önem taşır. Sahurda sahur yemeğinden önce kalkılarak hazırlık yapılır. Genelde hamur işleri ve taneli yiyecekler hazırlanır. Gözleme, otlu, peynirli veya kıymalı içli ekmek (bükme), fırında keşkek, yağlı (okla) ekmeği, yazma çöreği, börek, ince ekmek muskası, erişte gibi yiyecekler ağırlıktadır. Bunlar kızılcık ekşisi, ayran, hoşaf veya meyve kompostoları ile tüketilir.

c.Bayram Yemekleri : Ramazan ve Kurban bayramlarında sadece ev halkına göre değil bayram ziyaretine gelenler de düşünülerek yemekler hazırlanır. Bayram yemekleri genelde sütlü çorba veya toyga (aşı), etli veya zeytinyağlı yaprak dolması, baklava veya hameyli[2] ya da kesme kadayıf gibi tatlılardır.

Köylerde bayramda her gelen misafire mutlaka yemek ikram edilir. Merkezde ve diğer ilçelerde ise genellikle yemek yerine kahve, tatlı ve bazı yerlerde ilave olarak zeytinyağlı yaprak sarması ikram edilir. Kurban bayramında ise bu ikramlara ilave olarak kesilen kurban etinden et kavurması da ince ekmek (yufka) ile birlikte ikram edilmektedir. Bu ikramlar Türk misafirperverliğinin ve misafire verilen değerin en güzel göstergelerinden biridir.

d- Davet Yemekleri : Çankırı ve yöresinde iftar davetleri dışında evlenecek genç kız ve arkadaşları, yeni evlenen eşler ve askere gidecekler, yakın akrabaları tarafından yemeğe davet edilir. Köylerde askere gidecek gençler hemen hemen tüm köy halkı tarafından yemeğe davet edilir.

Ayrıca hacca gitmeden önce veya hacdan döndükten sonra da ilgili kişi tarafından köylerde köy halkının tümüne ilçelerde ise akrabalara ve komşulara yemek ikram edilir.

Bu davetlerde genelde çorba veya tatar böreği, fırında veya evde pişirilmiş Çankırı güveci, etli veya tavuklu pilav ve tatlıdan oluşan takım yemeği ikram edilir. Tatlı olarak baklava, höşmerim veya yumurta tatlısı yapılır. Günümüzde azalmakla birlikte bu yemeklerin yanı sıra çeşitli börek ve çörekler de ikram edilir.

Bu davetler insanlar arasında birlik, beraberlik, sevgi ve kaynaşmayı artırması açısından Çankırı kültüründe önemli bir yere sahiptir. Çankırı yemek kültüründe özel durumlar için de yemekler hazırlanarak ilgili yerlere bu kelimeyi kullanmak yasakürülür. Mesela, cenaze evine, yeni eve taşınan komşuya, hastaya, yeni doğum yapan anneye bu kelimeyi kullanmak yasakürülen yemekler de dayanışmanın güzel bir örneğidir. Bu yemekler takım yemeği olabildiği gibi yazma çöreği, börek, tava çöreği, içli ekmek (bükme), gözleme, Çankırı kıymalısı gibi yemeklerdir.

Mevlid, Yasin, hatim duası gibi törenlerde Çankırı kıymalısı veya helva-ekmek dağıtılır.


e.Özel Durumlar İçin Hazırlanan Yiyecekler: Çankırı ve yöresinde bazı özel durumlar, günler ve törenler için de değişik yiyecekler ikram edilir veya dağıtılır.

Kandillerde un helvasının yapılıp dağıtılması, erkek çocuğu doğduğunda oğul helvasının dağıtılması, ölümün yedi, kırk ve elli ikinci günlerinde un helvası dağıtılması, bebeğin ilk dişinin çıkmasında buğdayın haşlanıp “diş bulguru” diye dağıtılması, köylerde nişanlarda şerbet dağıtılması gibi. Yağmur duası, adak kurbanı gibi törenlerde çoban kavurma veya etli pilav ikram edilir. Uzun kış gecelerinde çekme helvası yapılıp ikram edilir. Gelin ve damat için kız evinin oğlan evine gönderdiği gelin baklavası, düğünün ertesi günü gelin ve damadın yemesi için ince börek, ehlibilür yapılıp gönderilmesi de Çankırı yöresi geleneklerindendir.


f. Kışın Tüketilmek İçin Hazırlanan Yiyecekler: Sonbahar mevsimi Çankırı’da hanımlar için oldukça yoğun geçer. Çünkü bu mevsimde kışlık yiyecek hazırlıkları başlar. Asma yaprağı kurutulması salamurası, taze fasulye, patlıcan, kabak, biber, nane, maydanoz, dereotu, kadın parmağı gibi sebzeler kurutularak kışa hazırlık yapılır. Küpecik peyniri, domates ve biber salçası, ev makarnası (erişte), tutmaç, cimcik hamuru, iri hamur gibi yiyecekler hazırlanır. Kışlık kıyma, kuşbaşı ve sızgıç kavrularak hazırlanır. Yöreye özgü çördük, yabani armut, kelek, dolmalık biber ve değişik turşular yapılır. Tarhana, bulgur, yarma, keşkek, nişasta, pestil, hoşaf (meyvenin dilimlenerek kurutulması), ahlat kavutu, ev kavutu, reçeller, dorak, pelverde gibi değişik isimlerle anılan marmelatlar, vişne şurubu, kızılcık ekşisi kaynatılıp hazırlanır.

Günümüzde azalmakla birlikte bazı köylerde et kurutulur. Bir çeşit tatlının ana maddesi olan uğut hazırlanır.

Çankırı’da sofra adabı ve yemek kültürü kendine has özellikler taşımakta olup özgün kültür birikimini yemek kültürü ile ortaya koymuştur. Anadolu coğrafyasındaki eski kültürünü zamanımıza kadar taşıyarak tüm zenginliğiyle yaşatmaya çalışmaktadır.

Çankırı’da yemek sadece bir ihtiyaç olmaktan öte birlik beraberlik, toplumsal kaynaşma ve dayanışma gibi üstün meziyetleri de ortaya çıkarması açısından önemlidir.

B. ÇANKIRI KÜLTÜRÜNDE SOFRA ADABI

Çankırı ve yöresinde sofra adabı ilçeden ilçeye, beldeden beldeye hatta köyden köye farklılıklar gösterse de genelde yaran kültürüne[3] dayanan ortak özellikler gösterir.

“Kız anadan öğrenir sofra düzmeyi

Oğlan babadan öğrenir sohbet gezmeyi”

Bu atasözü ile ev hanımlarının sofra ve yemek işlerinde ön plana çıktığı görülmektedir.

Eskiden Türk mutfağı oturma odasının bir bölümünde bulunurdu. Yemekler orada pişer ve orada yer sofralarında yenilirdi. Yere, yöreye özgü motiflerle dokunmuş sofra bezi serilir, üzerine tabla[4] konulup üzerine de kalaylı bakır sini[5] yerleştirilirdi. Kişi sayısına göre eskiden tahta kaşıklar dizilir ve yemeğin çeşidine göre ince ekmek (yufka, yoka) bazlama, çörek gibi ekmek çeşitleri getirilirdi.

Bir sini etrafına toplanılabiliyorsa sofraya ailenin tüm bireyleri otururdu. Misafir geldiğinde ise ek sofra açılırdı. Sofraya önce evin reisi oturur onu yaş sırasına göre diğer erkekler yaşça büyük hanımlar ve çocuklar takip ederdi.

Sofraya yemek servisini evin gelini, genç kızı veya hanımı yapardı. Servis yapan kişi sofraya oturmazdı. Bütün yemekler (çorba kâseleri) kapaklı bakır sahanlarla[6] sofraya getirilirdi. Evin reisi yemeğe başlamadan kimse başlamazdı. Yemeğe genellikle çorba ile başlanır sonra sırasıyla Çankırı fırın güveci, etli pilav, etli yaprak sarması, tatlı, kuru bamya yemeği ikram edilirdi. İçecek olarak da yemeklerin yanında kızılcık ekşisi, hoşaf veya ayran verilirdi.

Yemeğe besmele ile başlanır, yemekler sofra duası ile bitirilirdi.

Örnek Bir Yemek Duası :

Dirildi geldi nimet veren Allahım ne cömert,

Ölenlere gani gani rahmet,

Sağ kalanlara sıhhat selamet,

Soframız nur, kaza bela geri dur,

Ev hanesini eyle mamur,

Devamı devlet kesiri rahmet,

Kabulü dua zıt vela tuğallit bi hürmet-il Fatiha.

Yemekle ilgili maniler:

Misafirlerin ziyaret sırasında ve ayrılırken ev sahibine söyledikleri maniler:

Eviniz Tanrı dostu, hanen mübarek olsun,

Ocağın aydın olsun, eviniz nur ile dolsun.

Haktan yansın çırağın, iyerlensin burağın,

Cennet olsun durağın, hanen mübarek olsun.

Çay veya kahve ikramında ev sahibinin söylediği mani :

İstanbul’dan gül getirdim, dalından bülbül getirdim,

Misafirlerim içsin diye çay (ya da kahve) getirdim.

Misafir uğurlarken söylenen maniler

Bundan özge söz olmaz, cahiller kadrin bilmez,

Görmeye doymak olmaz, izin verin gidelim.

Ne bakarsın ıraktan, baklavadan börekten,

Vazgeçmeyiz çörekten, hanen mübarek olsun.

Haydi kalkın gidelim, bir mum verin yakalım,

Pabuçlara bakalım, eviniz mübarek olsun,

Her taraf nur ile dolsun.

Yemekte gerekmedikçe konuşulmaması sofra adabından sayılırdı. Sofralardaki boş tabaklar alınırken sofradaki bütün tabakların boşalması beklenirdi. Sofraya getiriliş sırasına göre boş tabaklar toplanırdı. Sofradan kalkıldıktan sonra evin büyüklerine kahve ikram edilirdi.

Yemekte ailenin bir araya toplanması kaynaşma ve birleştiricilik özelliği açısından çok önemli olmakla birlikte bu adet çoğunlukla köylerde yaşatılmakta, ilçelerde de az da olsa aynı usuller devam etmektedir.

Günümüzde yemek sofraları aile fertlerinin bir araya geldiği, sohbet ettiği ve sorunlarını paylaştığı ortamlar haline gelmiştir. Yemekler genelde mutfakta yer alan masada herkesin tabağına ayrı ayrı servis yapılarak yenmektedir. Artık bakır sahanların yerini porselen tabaklar, tahta kaşıkların yerini de metal kaşık, çatal bıçaklar almıştır.

Çankırı’daki her şeyde yaran kültürünün etkisi olduğu gibi yemek ve sofra adabında da yaranın etkisi vardır. Çünkü yaran kültürü Çankırı için bir yaşam tarzıdır. Yaran kültürünün sofra adabının kendine has özellikleri vardır. Yemeklerin yerde, sini üzerinde yenmesi, takım yemeklerinin sırayla gelmesi, büyük başağanın yemeğe başlamadan diğerlerinin başlamaması, dua yapılması farklı karakteristik özellikleri göstermektedir.

Yaran meclislerinde yemek gece yarısına doğru yenir. Yarenler arasında rekabet olmaması için yemek mönüsü daha önceden belirlenir ve her yaren bu mönüye uyar. Başağalar daha farklı ikramlarda bulunabilmektedir. Yemekler takım yemeği içerisinde yer alan yayla çorbası, güveç, pilav, baklava, bamya, kızılcık ekşisi veya hoşaf ve ayrandan oluşur. Günümüzde bazı ilçe ve köylerde daha ekonomik olması sebebiyle Çankırı kıymalısı ikram edilmektedir.

Yaran meclisinde yemek yeme zamanı küçükbaşağanın büyükbaşağaya “Yemek hazır başağam” duyurusundan sonra ibrik ile sırayla eller yıkandıktan sonra, sofra bezlerinin ortasına konulan siniler etrafına yarenler ve misafirler yaş, kıdem ve mevkilerine göre otururlar.

Büyükbaşağa kaşığı eline alınca sırayla küçükbaşağa, reis ve yarenlerde kaşıkları alırlar. Büyükbaşağa besmele ile kaşığını çorbaya uzatır ve içer. Sonra sırayla küçükbaşağa, reis, yarenler ve misafirler çorba tasına uzatıp içerler. Bu davranış üç kez tekrar edilir. Hata yapan yaren diğer arkadaşı tarafından “Merhaba yaren ağa” şeklinde uyarılır. Hata yapan yarenin cezası ya hemen ya da gece bittikten sonra kurulan mahkemede verilir. Ceza durumu kararlaştırıldıktan sonra yemeğe devam edilir. Büyükbaşağa ceza yemeği olarak “Kuzunun içinde hindi, hindinin içine tavuk, tavuğun içine bıldırcın” şeklinde belirleyebileceği gibi bazen de kuzu, hindi, tavuk ve bıldırcının ayrı ayrı içli pilavla pişirilmesini isteyebilir.

Yemek bittikten sonra dua yapılır. Sıra ile önce büyükbaşağa, sonra küçükbaşağa, reis ve yarenler sofradan kalkar. Büyükbaşağanın oturuşu gibi eski yerlerine otururlar. Yemekten sonra kahve içilir.

Çankırı’daki yaren kültürünün toplum hayatına, sofra adabına çok büyük etkileri vardır. Ayrıca Çankırı’da belli yaş grubundaki erkekler sıra gezmeleri yaparak birbirlerine yemek ikram ederler ve ikramı da bizzat ev sahibi yapardı.

Yaran meclislerindeki sofra adabı ve Çankırı ve çevresindeki sofra adabı kendine özgü karakteristikler göstermektedir. Bazı adetler günümüze kadar gelmiş hatta yaşatılmaya çalışılmakla birlikte, bazıları ise unutulmaya yüz tutmuştur. Çağımızdaki ekonomik, sosyal ve teknolojik gelişmeler, şehirleşme kadınların çalışma hayatına girmesi yemek kültürünü ve sofra adabını etkilemektedir.

ankırı yöresinde geleneksel beslenme biçimi etkinliğini sürdürmektedir. Yöre insanının beslenme alışkanlıklarında Orta Anadolu özellikleri görülür. Beslenmenin temelinde buğday ve buğday ürünleri bulunmaktadır. Tarhana, bulgur, keşkek, yarma, erişte vb. yiyecekleri ev ekonomisi çerçevesinde yöre halkı kendisi üretir. Anadolu'nun pek çok yerinde olduğu gibi kimi yiyecek maddeleri kurutulmak, salamura yapılmak, turşu kurularak ve diğer bası usûllerle kışa hazırlanır. Kıyma, kavurma, sucuk gibi etlikler, kurutulmuş fasulye, patlıcan, biber gibi sebzeler, konserve­ler, değişik meyvelerden reçeller bunlar arasındadır.

Hamura çeşitli maddeler katılarak sacda, yağda, fırında ve tencerede pişirilerek çok sayıda yemek yapılmaktadır. Tava çöreği, yazma çöreği, bükme, gözleme, cızlama, tatar böreği, iri hamur, mantı, pıhtı, çullama bunların başlıcalarıdır. Tarhana, toyga, şaştımaşı, tutmaç, yarma, dene, cümcük gibi çorbalarda ana madde buğday ürünleridir. Yaş ve kuru sebzeler beslenmede ikinci sırayı alır. Hayvani besin tüketimi sınırlıdır.

Kentsel alanlardahazır yiyecekleri kullanma alışkanlıkları gelişmekle birlikte evde hazırlanan geleneksel yiyeceklerin ucuza gelmesi ile dağıtım ağının hazır yiyecekleri bütün yerleşme birimlerine ulaştıracak düzeyde olmaması da durumu etkilemektedir.

Aşağıda yöremize ait bazı yiyeceklerle ilgili bilgiler verilmiştir.


Yaren Güveci: 2 kg kuzu eti güveç kabında kendi suyuyla pişirilir, 3 baş soğan, iki baş sarımsak, 5 adet sivri biber, yarım kg domates ince doğranarak, baharat (karabiber, pulbiber, kimyon), tuz ve bir kaşık salçayla birlikte ete ilave edilir. Doğranarak ayrı bir kapta kızartılan 1 kg patlıcan, güveç kabındaki malzeme ile bir sıra malzeme, bir sıra patlıcan şeklinde yerleştirilir. Üzeri domates ve biberle süslenerek üç bardak su konulmak suretiyle fırına sürülür ve yarım saat pişirilir.

Bütün Et: 2,5 kg keçi eti yıkanarak orta boy parçalara ayrılır. Bir kaşık tereyağ veya margarinle tencerede biraz çevrilir, etin miktarına göre 1-2 litre sıcak su ve 1 kaşık salça ilave edilir, 7 baş orta büyüklükte soğan bütün olarak etlerin arasına yerleştirilir. Pişen etler tek tek ayrı bir tencereye yerleştirilir, tel süzgeçten geçirilen et suyu ve tuz ilave edilerek bir taşım kaynatılır. Bir çay kaşığı baharat (yeni bahar) ilave edilerek servis yapılır.

Mantı: 2,5 bardak un, bir yumurta ve yeteri miktar tuz konularak katı bir hamur elde edilir. Büyükçe pazılanarak dinlenmeye bırakılır. 200 gr kıymaya, ince kıyılmış yarım demet maydanoz ve 1 adet soğan tuz, karabiber ve nane eklenir ve yoğrularak iç malzemesi elde edilir. Pazılar un yardımıyla 2 mm kalınlığında açılır. Enine ve boyuna 2 cm aralıklarla kesilerek ortaya çıkan karelerin içine bir miktar malzeme konulmak suretiyle kapatılır. Kızgın fırında beş dakika bekletilerek kaynamış tuzlu suya atılmak suretiyle pişirilir. Süzgeçle ayrı bir kaba alınan yemek üzerine sarımsaklı yoğurt ilave edilir. Yağ, salça, biber ve nane ile yapılan karışım üzerine dökülerek servis yapılır.

Bazlama: Mayalı hamurdan yapılan ekmek çeşididir. Un, ev mayası, kaynatılmış veya suyu çıkartılmış patates ezmesi bir miktar yoğurt ve tuz kullanılan bazlamanın yapılışı ise şöyledir. Elenen un yekpare ağaç gövdesinden oyulmuş tekne içine konulur. Teknenin boş bırakılan kısmına ev mayası, patates ezmesi, yoğurt ve tuz ilave edilerek hamur yoğrulur. Katı olması durumunda su ila­ve edilerek kulak memesi yumuşaklığına gelinceye kadar yoğurma işlemine devam edilir. Mayası gel­mesi için üstü örtülmek suretiyle bir saat kadar bekletilen hamur büyük pazılar halinde tekneden alınarak el yaslağacı (el yaslı ağacı) kullanılarak açılır. Bir örtü üzerine alınan açılmış hamur­lar üzeri örtülerek bir müddet daha bekletilir. Küllenmiş kızgın sac üzerinde pişirilen hamurlar soğuduktan sonra kullanılır.

Yağlı Gözleme: Un, su ve tuz ile maya katılarak elde edilen hamur mayası gelinceye kadar bekletilir. Küçük pazılar alınarak ince olarak açılır ve sac üzerinde pişirilir. Üzerlerine yağ sürülerek üst üste konulan ekmekler sıcak olarak servis yapılır.

Katmerli: Un ılık suda içine maya konularak hamur yapılır. Üzeri iyice örtülerek dinlenme­ye bırakılan hamur, mayası gelince avuç içi büyüklüğünde pazılanır. Oklağaç (ince ve uzun oklava) yardımıyla kalınca açılan hamur içine sıvı yağ sürülerek katlanır. Araları yağlanarak birkaç kat yapılan hamur tekrar normal kalınlıkta açılır ve kızgın sac üzerine alınır. Pişerken de tekrar yağ­lanan ekmek hafif soğutularak servis yapılır.

Tarhana Çorbası: İki çeşit tarhana yapılmaktadır.

a.Un Tarhanası: Koyuca yapılan ayran, ekşimesi için biraz ısıtılarak un ve tuz katılmak suretiyle katı bir hamur elde edilir. Bir hafta kadar bekleyen hamur, sabah güneş doğmadan önce küçük parçalar halinde temiz örtüle­re dökülür. Güneşle birlikte tavlanan hamurlar un haline gelinceye kadar ufalanır. Güneşte iyi­ce kurutulan tarhana temiz bez torbalarda muhafaza edilir.

Pişirilmesi: Malzeme olarak l kepçe tarhana, l kaşık yağ, l kaşık salça, biraz kıyma ve tuz kullanılır. Tarhana birkaç saat önce soğuk su ile ıslatılır ve arada karıştırılarak suyu em­mesi sağlanır. Yağ ve kıyma birlikte kavrulur, üzerine salça ilave edilerek bir süre daha kavru­lan malzemelere ıslanan tarhana ve su ilave edilerek topak olmaması için kaynayıncaya kadar ka­rıştırmaya devam edilir. Gerektiği kadar tuz konulur ve koyu sarı bir renk alıncaya kadar kayna­tılır. Tereyağı ve kuru nane kızartılarak üzerine dökülür ve servis yapılır.

b.Katıklı Tarhana: Domates, kuru soğan, biber salçası, dere otu gibi malzemeler ince ince doğranarak karıştırılır, birlikte haşlanır. Soğuduktan sonra un tarhanası gibi yapılır ve pişi­rilir.

Tarhana çorbası kış dönemleri ile Ramazan aylarının vazgeçilmez birinci yiyeceğidir. Özellikle Ramazanlarda içine ıslatılmış kuru bakla ilave edilerek yenmesi çorbaya ayrı bir lezzet katar.


Keşkek: Beyazlaşıncaya kadar dibekte dövülen buğdaya keşkek denilmektedir. Tereyağı ile kavrulan etin üzerine su, tuz ve keşkek konularak karıştırılmadan fırına verilerek pişirilir.

Mıkla: Tereyağı ile kıyma kavrulur, içine ince doğranmış kuru soğan eklenerek kavurmaya devam edilir. Baharat ve tuz katılarak kısık ateşte pişirilir. Pişen et göz göz açılarak buralara yumurta kırılır. Başka bir kapta eritilen tereyağı sıcak olarak üzerine dökülür ve kapak örtülerek bir süre daha pişirilir. Ateşten indirilen yemek servise hazırdır.

Tutmaç: Yarım kg un, yeteri kadar su ve tuz katılarak hamur yapılır. Üçe ayrılan hamur pazilenerek oklava aracılığı ile açılır ve 5 mm2 büyüklüğünde kesilir. Suyuyla bekleyen haşlanmış mercimeğin üzerine dökülerek iki taşım kaynatılır. Soğumaya bırakılan yemeğin üzerine, içine iki diş sarımsağın dövüldüğü bulamaç halindeki süzme yoğurt dökülerek karıştırılır. Yağ , salça, kıyma ve kuru nane ile yapılan sos dökülerek servis yapılır.

Bamya: Kaynar su ile ıslatılan kuru çiçek bamyanın salya yapmaması için ıslama suyuna biraz tuz katılır. Bamyalar dizgi ipinden çıkartılarak gerekli temizlik yapılır. Aynı tencerede ince kıyılmış soğan , yağ ve salça konularak kavrulur, üzerine pişmiş kuşbaşı et ilave edilir ve biraz daha karıştırılarak kaynamış su konulur. Tencerenin kapağı kapatılarak kısık ateşte pişmeye bırakılır. Pişerken tuzu katılır. Serviste arzuya göre limon bulundurulur.

Yumurta Tatlısı: 12 adet yumurta sarısı ve beyazı ayrılarak farklı kaplara konulur. Yumurtanın beyazı kar rengini alacak şekilde çırpılır ve koyulaştırılır. Yumurtanın sarısı da ayrı bir kapta iyice çırpılır ve yumurtanın beyazına katılır. 2 kaşık un irmiği ilave edilerek karıştırılır. Yağlanmış kalıplara dökülerek önceden kızdırılmış fırına sürülür. 150 °C’de 35 dakika pişirilir ve soğutmaya bekletilir. Bir tencereye 4.5 su bardağı su konur ve kaynatılır. Kaynadıktan sonra 5 su bardağı şeker ilave edilir. Koyuluncaya kadar kaynatılır. Şerbet soğutulmaya alınır. Tatlıya şerbet ılık olarak ilave edilir ve servise sunulur.

Hoşmerim: Tavanın içine 500 gram tereyağı konulur ve eritilir. 500 gr. un ilave edilerek pembeleşinceye kadar kavrulur. İçine kaynatılmış yarım bardak sıcak su ve 1 kahve kaşığı tuz konularak bir iki defa çevrilir. Ocaktan indirilerek servis tabağına konur ve soğutulur. Üzerine 1,5 su bardağı bal dökülerek servise sunulur.


Etiketler: Çankırı Yemekleri,çankırı yemek,yemek,çankırı,Yemek usulü,sofra adabı,yemek kültürü,

23/8/2008

Çankırı Türküleri

Parça İsmi

 

Parça İsmi

 
Aşkınla Perişan

DİNLE

Yemenimi Al İsterim DİNLE
Bülbül Çimenden Gelir DİNLE Al Çiçeğim Dimdah DİNLE
Dağların Ardındayım DİNLE Bulguru Gaynadırlar DİNLE
Evlerinin Önü DİNLE Çankırı DİNLE
Ha Dönele Ha DİNLE Gız Annem DİNLE
Ilgaz DİNLE Hayran ooo DİNLE
Kahve Yemenden Gelir DİNLE imaret DİNLE
O Gelince Yar Gelsin DİNLE Mahim DİNLE
Zerdali DİNLE Ömer DİNLE

Müzikleri İnternet Explorer İle Dinleyiniz.

Etiketler:
Çankırı Türküleri,türküler,çankırı gelenek,çankırı türkü,türkücülerimiz,Akçalı,genek,eldivan,

k,eldivan,

2/8/2008

Çankırı İli, İlçe ve Köyleri

ÇANKIRI İLİ

Orta Anadolu'nun kuzeyinde, Kızılırmak ile Batı Karadeniz ana havzaları arasında yer alan Çankırı, 40° 30' ve 41º kuzey enlemleri ile 32° 30' ve 34º doğu boylamları arasında yer almaktadır. İlin komşuları batıda Bolu, kuzeybatıda Karabük, kuzeyde Kastamonu, doğuda Çorum ve güneyde Ankara ile Kırıkkale'dir. Denizden yüksekliği 723 metre olup, ülke topraklarının %o 94'lük bölümünü oluşturan toplam 7 388 Km²'lik bir alana sahiptir.


İLÇELERİ :

Atkaracalar | Bayramören | Çerkeş | Eldivan | Ilgaz | Kızılırmak | Korgun | Kurşunlu | Orta | Şabanözü | Yapraklı


www.cankiri.gov.tr

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ATKARACALAR


 
4 Temmuz 1997 tarihinde ilçe olan Atkaracalar'ın belediye olma tarihi ise 1927 yılıdır. Çankırı'ya uzaklığı 105 Kilometre olup il merkezinin kuzeybatısında yer almaktadır. İlçenin kuzeyi Melan Çayı, Kocadağ ve Çerkeş ilçesi; güneyi Dumanlı dağı ve Orta İlçesi ile çevrilidir. Batısında Çerkeş ve doğusunda da Kurşunlu ilçeleri yer almaktadır. Toplam 259 km²lik bir alana sahip olan Atkaracalar ilçesinin, 1997 Yılı Genel Nüfus Sayımı verilerine göre 8.495 toplam nüfusunun yaklaşık % 37,5'i köylerde yaşamaktadır. İlçenin uzun yıllar boyunca, başlıca cazibe merkezleri olan Ankara ve İstanbul'a göç yaşanmış, ancak son yıllarda bu göç yavaşlamıştır.

KÖYLERİ

Bozkuş | Budakpınar | Demirli | Eyüpözü | Üyük | Ilıpınar | Kızılibrik | Kükürt | Susuz | Yakalı

http://www.atkaracalar.com/default_default.asp

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

BAYRAMÖREN

1990 yılında ilçe olan Bayramören ilçesinin Çankırı'ya uzaklığı 117 kilometredir. İlçe merkezi Çankırı'nın kuzeybatısındadır. İlçenin kuzeyinde Kastamonu İli, doğusunda Kurşunlu, güneyinde Kurşunlu ve Atkaracalar ile batısında Çerkeş ve Karabük'e bağlı Ovacık ilçeleri bulunmaktadır. 265 Km² yüzölçümü olan ilçede hızlı bir göç hareketi yaşanmaktadır. Halkın büyük bir çoğunluğunun köylerde yaşadığı Bayramören ilçesi, ağırlıklı olarak İstanbul ve Ankara'ya göç vermektedir. Tarım ve hayvancılık en önemli geçim kaynağıdır.

KÖYLERİ

Akgüney | Akseki | Belenli | Boğazkaya | Çakırbağ | Çayırcık | Dalkoz | Dereköy | Dolaşlar | Erenler | Feriz | Göynükören | Harmancık | İncekaya | Karakuzu | Karataş | Kavak | Koçlu | Oluklu | Oymaağaç | Sarıkaya | Topçu | Üçgazi | Yaylatepesi | Yazıören | Yurtpınar | Yusufoğlu

http://www.bayramoren.org.tr/

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÇERKEŞ

Çankırı'nın en eski ilçelerinden olan Çerkeş'in merkeze uzaklığı 120 kilometre olup kuzeyinde Karabük'e bağlı Ovacık, doğusunda Bayramören ve Atkaracalar, güneyinde Ankara'ya bağlı Kızılcahamam ve batısında da yine Karabük'e bağlı Eskipazar ve Bolu İline bağlı Gerede ilçeleri vardır. İlçe Çankırı'nın kuzeybatı tarafındadır. Çerkeş 990 km²lik yüzölçüme sahip olup Çankırı'nın merkez ilçeden sonra en geniş ilçesini oluşturmaktadır. 1950'lerden sonra başlayan hızlı göç hareketi Çerkeş'i de etkilemiş, Ankara, İstanbul, İzmir, Zonguldak ve Karabük'e aileler halinde göçler yaşanmıştır. Aynı dönemlerde mevsimlik işçi olarak Ankara'ya gidenlerin genelde inşaatlarda duvarcılık, sıvacılık ve marangozluk yaptıkları bilinmektedir. Çerkeş'te son yıllarda gıda alanında kurulan bazı büyük tesisler, bölgedeki işsizliğin azalmasına katkıda bulunmuştur. 1 Şubat 1944' de büyük bir deprem sonucu ilçenin dörtte üçü yıkılmış ve afetin olumsuz etkileri uzun süre atlatılamamıştır.

KÖYLERİ

Afşar | Ağaca | Ahırköy | Akbaş | Akhasan | Aliözü | Aydınlar | Balkavak | Bayındır | Bedil | Beymelik | Bozoğlu | Çakmak | Çalcıören | Çaylı | Çördük | Dağçukurören | Dikenli | Dodurga | Fındıcak | Gelik | Gökçeler | Göynükçukuru | Hacılar | Halkaoğlu | Kabakköy | Kadıköy | Kadıözü | Karacahüyük | Karamustafa | Karaşar | Karga | Kısaç | Kiremitçi | Kuzdere | Kuzören | Meydanköy | Örenköy | Örenli | Saraycık | Şeyhdoğan | Taşhanlar | Turbaşı | Uluköy | Yakuplar | Yalakçukurören | Yalaközü | Yeniköy | Yıprak | Yoncalı | Yumaklı

http://www.cerkes.org.tr/

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ELDİVAN

1958 yılında ilçe olan Eldivan Çankırı'ya 18 kilometre uzaklıkta olup il merkezinin güneybatısında yer almaktadır. İlçe topraklarının kuzeyinde Korgun, doğusunda Çankırı, güneyinde Ankara ve batısında Şabanözü ilçesi vardır. 346 Km² lik bir alana sahip olan ilçede tarım ve hayvancılık başta gelen geçim kaynaklarıdır. Kiraz üretimi ile dikkat çeker. Oldukça iyi rezervlere sahip bentonit madeni ocaklarının bulunduğu ilçe de diğer ilçeler gibi göç vermeye devam etmektedir.

KÖYLERİ

Akbulut | Akçalı | Büyükhacıbey | Çiftlikköy | Çukuröz | Elmacı | Gölez | Gölezkayı | Hisarcık | Hisarcıkkayı | Küçükhacıbey | Oğlaklı | Saray | Sarıtarla | Seydiköy | Yukarıyanlar

http://www.eldivan.bel.tr/default.asp

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ILGAZ

1888 yılında belediye olan Ilgaz, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Çankırı merkeze bağlı bir nahiye idi. Eski ismi Koçhisar olan Ilgaz'da göç veren ilçelerdendir. Tarım ve hayvancılığın ağırlıklı olarak geçim kaynağı olduğu ilçe, başta Ankara ve İstanbul'a göç vermekte ve bu şehirlere giden Ilgazlılar'dan sürekli yerleşenler genellikle Devlet kademelerinde çeşitli çalışırken, mevsimlik olarak göç edenler inşaat sektöründe çalışmakta ve belirli zamanlarda memleketlerine geri dönmektedirler. Ilgaz'ın kuzey ve doğusu Kastamonu, güneyi Çankırı merkez, Yapraklı ve Korgun, batısı ise Kurşunlu ilçeleriyle çevrilidir. 782 km²lik bir yüzölçümü olan ilçenin Çankırı'ya olan uzaklığı ise 51 kilometredir.

KÖYLERİ

Akçaören | Aktaş | Alıç | Alibey | Alpagut | Arpayeri | Aşağıbozan | Aşağıdere | Aşağımeydan | Aşıklar | Balcı | Başdibek | Belören | Belsöğüt | Beyköy | Bozatlı | Bucurayenice | Bükçük | Candere | Çaltıpınar | Çatak | Çeltikbaşı | Çomar | Çörekçiler | Danişment | Eksik | Ericek | Eskice | Gaziler | Gökçeyazı | Güneyköy | Hacıhasan | Ilısılık | İkikavak | İnköy | Kaleköy | Kavaklı | Kayı | Kazancı | Kırışlar | Kıyısın | Kızılibrik | Kurmalar | Kuşçayırı | Kuyupınar | Mesutören | Musaköy | Mülayımyenice | Mülayim | Okçular | Onaç | Ödemiş | Ömerli | Sağırlar | Saraycık | Sarmaşık | Satılar | Sazak | Seki | Serçeler | Söğütcük | Süleymanhacılar | Şeyhyunus | Yalaycık | Yaylaören | Yazıköy | Yenidemirciler | Yerkuyu | Yukarıbozan | Yukarıdere | Yukarımeydan | Yuvademirciler | Yuvasaray

http://www.ilgazgezgini.com/ilgazgezgini.aspx

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

KIZILIRMAK

Çankırı'nın güneydoğusunda yer alan Kızılırmak ilçesi, Kalecik ilçesinin Çankırı'ya bağlı olduğu Osmanlı döneminde, bu ilçeye bağlı bir nahiye merkeziydi. Eski ismi "İnallu Ballu", daha sonra ise Hüseyinli olan ilçe 1985 yılında belediye, 1987 yılında da ilçe olmuştur. Yüzölçümü 493 km² olup, kuzeyinde ve doğusunda Çorum iline bağlı Bayat ve Sungurlu İlçeleri, güneyinde Kırıkkale'ye bağlı Sulakyurt ve batısında da Çankırı merkez ilçesi yer almaktadır. Kızılırmak ilçesinin kent merkezine olan uzaklığı 55 kilometredir. Ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılığın geçim kaynağı olduğu ilçede, 1960'lardan sonra yurt dışına yoğun bir göç yaşanmıştır. Tarımsal üretimde çeşitlilik gözlenmekte olup; kavun, pirinç, şeker pancarı gibi ürünler yaygındır.

KÖYLERİ

Aşağıalagöz | Aşağıovacık | Bayanpınar | Bostanlı | Boyacıoğlu | Büyükbahçeli | Cacıklar | Güneykışla | Hacılar | Halaçlı | Kahyalı | Kapaklı | Karadibek | Karallı | Karamürsel | Karaömer | Kavlaklı | Kemallı | Korçullu | Kuzeykışla | Sakarca | Saraycık | Tepealagöz | Tımarlı | Yeniyapan | Yukarıalagöz |

http://www.cankirikizilirmak.bel.tr

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

KORGUN

1990 yılında ilçe olan Korgun, daha önce Çankırı Merkez İlçeye bağlı bir belde idi. Merkez ilçeye 20 kilometre uzaklıkta olan ilçenin, kuzeyinde Ilgaz, doğusunda Çankırı merkez, güneyinde Eldivan ve Şabanözü ile batısında Kurşunlu İlçeleri yer almaktadır. Yüzölçümü 326 km² Korgun Organize Sanayi Bölgesi'nin faaliyete geçmesiyle ilçede belirli bir ekonomik canlılık yaşanmakta, ancak köylerinden göç devam etmektedir. Göç edenler genellikle İzmit Derince ile Ankara, İstanbul ve Kırıkkale'ye gitmektedirler. Halkın geçim kaynağını ise tarım ve hayvancılık oluşturmaktadır.

KÖYLERİ

Buğay | Çukurören | Dikenli | Gümüşdüven | Ildızım | İkiçam | Karatekin | Karatepe | Kayıçivi | Kesecik | Maruf | Yolkaya

http://www.korgun.gov.tr

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

KURŞUNLU

Kuzeyi Bayramören ve Kastamonu, doğusu Ilgaz ve Korgun, güneyi Şabanözü ve Orta ile batısı yine Orta ile Atkaracalar ve Bayramören ilçeleriyle çevrili olan Kurşunlu'nun Çankırı'ya olan uzaklığı 90 kilometredir. 630 km² yüzölçümü olan ilçe 1943-44 ve 1951 depremleri ile 1947'de kasabanın kenarından geçen çayların taşmasıyla mal ve can kaybına uğramıştır. 24 Eylül 1944 tarihinde ilçe olan Kurşunlu'da göç konusundaki cazibe merkezleri Ankara, Kırıkkale, İstanbul ve Karabük'tür. Halkın geçim kaynağı ise diğer ilçelerde olduğu gibi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

KÖYLERİ

Ağılözü | Başovacık | Bereket | Çatkese | Çaylıca | Çırdak | Çukurca | Dağören | Dağtarla | Demirciören | Eskiahır | Göllüce | Hocahasan | İğdir | Kapaklı | Kızılca | Köpürlü | Madenli | Sarıalan | Sumucak | Sünürlü | Yamukören | Yeşilöz

www.kursunlu.web.tr

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ORTA

Toplam yüzölçümü 513 km² olan Orta İlçesinin kuzeyini Çerkeş, Atkaracalar ve Kurşunlu İlçeleri çevirmektedir. Doğusunda yine Kurşunlu ve Şabanözü ilçesinin bir bölümü, güneyinde Şabanözü ve Ankara ile batısında Çerkeş ve Ankara vardır. İlçenin Çankırı'ya olan uzaklığı 70 kilometredir. Halkın temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan ilçede sanayi tesisi bulunmamaktadır. Başlıca göç merkezleri Ankara ve İstanbul'dur. Bu illere giden Orta'lılar daha çok kuruyemiş, pasta, börek, şeker sanayii gibi gıda sektöründe ticaret yapmaktadır.

KÖYLERİ

Buğurören | Büğdüz | Derebayındır | Doğanlar | Elden | Gökçeören | Hasanhacı | Hüyükköy | İncecik | Karaağaç | Kayılar | Kayıören | Kırsakal | Kısaç | Ortabayındır | Sakaeli | Sakarcaören | Salur | Sancar | Tutmaçbayındır | Yenice | Yuva

www.orta.gov.tr

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ŞABANÖZÜ

Çankırı'ya 44 kilometre uzaklıkta bulunan Şabanözü, Orta, Kurşunlu, Korgun ve Eldivan ilçeleri ve Ankara ili ile komşudur. 590 km² yüzölçümü bulunan ilçede hayvancılık ve tarım yapılmakta, halkının bir kısmı ise Ankara'ya mevsimlik olarak çalışmaya gitmektedir. Büyük göç olaylarının yaşandığı 1950-60 arasında çalışmak için Ankara'ya gidenler ağırlıklı olarak taş ve kum ocaklarında ve tuğla, kiremit imalathanelerinde çalışırlarken, bugün Şabanözü'nden göç etmiş olan ilçeliler, gittikleri yerlerde çok değişik iş kollarına dağılmış durumdadırlar. İlçede 1930 yılında bir sel felaketi yaşanmış, bir çok ev ve dükkan hasar görmüştür.

KÖYLERİ

Bakırlı | Bulduk | Bulgurcu | Büyükyakalı | Çapar | Çaparkayı | Çerçi | Göldağı | Gündoğmuş | Kamışköy | Karahacı | Karakoçaş | Karamusa | Karaören | Kutluşar | Küçükyakalı | Martköy | Ödek | Özbek |

www.sabanozu.bel.tr

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

YAPRAKLI

Çankırı'ya yalnızca 32 kilometre uzaklıkta bulunan Yapraklı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde panayırıyla ünlüydü. Söz konusu panayıra imparatorluk coğrafyasının çok uzak bölgelerinden bile tüccarların alış veriş yapmak üzere geldikleri bilinmektedir. Bu panayır, o dönemlerde yalnız Yapraklı'nın değil, Çankırı'nın da ekonomik hayatına canlılık getirmekteydi. Yapraklı Panayırı'ndan hemen sonra, müddeti üç gün olan bir panayır da Çankırı'da kuruluyor, Yapraklı'dan ayrılan tüccarlar başka bir panayıra ya da memleketlerine gitmeden önce Çankırı'ya uğrayarak alış veriş yapıyorlardı. İlçenin güney ve batı sınırları Çankırı merkez ilçe ile sınırlıdır.

Kuzeyinde Ilgaz ve Kastamonu,doğusunda ise yine Kastamonu'nun bir kısmı ile Çorum İl sınırı bulunmaktadır. Toplam 785 km² yüzölçümü olan ilçede halk tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlamaktadır. İlçe sınırları içerisinde bulunan Büyük Yayla 1600-1700 metre yükseklikte bir turizm ve doğa cenneti gibidir.

KÖYLERİ

Akyazı | Aşağıöz | Ayseki | Ayvaköy | Bademçay | Balıbıdık | Belibedir | Buğay | Buluca | Büyükakseki | Çakırlar | Çevrecik | Çiçekköy | Davutlar | Doğanbey | Gürmeç | İğdir | Karacaözü | Kavakköy | Kayacık | Kaymaz | Kıvcak | Kirliakça | Kullar | Müsellim | Ovacık | Sarıkaya | Sazcığaz | Sofuoğlu | Subaşı | Tatlıpınar | Topuzsaray | Yakadere | Yakaköy | Yamaçbaşı | Yenice | Yeşilyayla | Zekeriyaköy

www.yaprakli.bel.tr

31/7/2008

Çankırı Taş Mescit

Yeni Sayfa 1

Selçuklu  Hükümdarı  1. Alaaddin  Keykubat’ın  Çankırı Atabey’i olan  Cemalettin  Ferruh  tarafından  1235  yılında   şifahane   olarak yaptırılmıştır. 1242  de  Darül-hadis  eklenmiştir.1892 de Mevlevihane Şeyhi Nuri Dede tarafından üç hücre ,semahane ve  bir a det şeyh dairesi  yaptırılmıştır. 1926 Yılında Nuri Dede- nin  yaptırdığı kısımlar tekke  ve zaviyelerin kapatılması nedeniyle yıktırılmıştır.Günümüze  mescit ,türbe ve sonradan eklenen Darülhadis  kısmı gelebilmiştir. Hastane  kısmı tamamen yıkılmıştır.

 Taş mescit , geçmişte darül-hadis,tımarhane ve Mevlevihane olarak kullanılmıştır. Binanın merdivenleri ve kapısı Selçuklu taş işçiliğinin örnekleri arasındadır.     t

tt Hastane  olarak  yapılan  Taş mescit , Darülşifa , Darülhadis , Darülafiye  ve   Şifahane olarak bilinir.Darülşifa Moloz taştan  yapıldığı için günümüze  kadar gelememiştir. Darül- hadis kısmı kesme taştan yapılmış,taş duvarlar kalın olup,kapı süslemelerinin  sanat  değeri  yüksektir.            İki  katlı ,dışardan  iki  duvar  ve  bir  köşe  kulesi ile desteklenmiş, kesme taştanyapılmıştır.Selçuklu taş işçiliğinin tipik örneklerindendir.

                  

  TIP VE ECZACILIK SEMBOLÜ

    Taş Mescit’te bulunan,tıp sembolü  olan kabartmalı iki yılan motifinin aslı kaybolmuştur. Eczacıların sembolü olan  gövdesinde  yılan sarılı kupa ise  Çankırı  Müzesinde  sergilen- mektedir.  Cemalettin  Ferruh’un  yakınları ile birlikte mezarları  Taş mescit’tedir.


« Önceki Sayfa
|

Mesaj Panosu


Hava Durumu

İSTANBUL

Önemli Linkler

TC Kimlik Numarası
Türkçe İngilizce Sözlük
Ösym Sınav Sonuçları
Bilinmeyen Numaralar
M.E.B Sınav Sonuçları
A.Ö.F Sınav sonuçları
Online Flash Haberler
Web Rehberiniz
Araç Bilgi Sorgulama
Ssk'lı Hizmet Döküm
Bağkur Hizmet Döküm
Resim, video Upload
Blogcu ile yapıldı